Plastik Hakkında
21. Yüzyılın Materyali: PLASTİK
Telefonumuz, ayakkabımız, diş fırçamız ve hayatımızın sayısız vazgeçilmezi plastikten üretliyor. Hızlı ve pratik yaşamın sembolü plastik, evlerimizin de sessiz demirbaşı. Bu kadar iç içe yaşıyor olsak da onun hakkında bilmediğimiz çok şey var.
Grek dilinde kolay şekil alan anlamına gelen plastik, yaşantımızdaki ve kültürümüzdeki birçok malzemenin yerini almış durumda. Plastikler sayısız şekilde şekillendirilerek binlerce uygulama için tasarım çözümleri sunuyor. Girebileceği şekilleri düşünmek için bir telefon, bir otomobil lastiği ve bir alışveriş poşetini gözünüzün önüne getirmeniz yeterli.
Yükte ve pahada hafif olduğu kadar sağlam ve güvenilir olan bu materyallin hayamızda bulunmadığı alan yok gibi. Ambalaj, otomotiv, elektronik, iletişim, sağlık ve daha sayısız sektörde plastik olmazsa olmaz kabul ediliyor. Düşünün ki bir bebek doğduğunda temas ettiği ilk nesne doktorun taktığı bir plastik eldiven artık.
Üretiminde daha az hammadde ve enerji tüketen plastik, kolay taşınabilirliği ile de bina yapımında vazgeçilmez bir materyal haline geldi. Daha düne kadar evlerimizde kullandığımız hemen herşey ahşaptı. Kapı, pencerelerimiz, eşyalarımız. Artık plastik sandalyeler, masalar, kapılar evlerimizde yer edindi kendine. Plastik pencere, boru ve su depoları gibi ürünlerle binaların yapı taşlarından biri olan plastiğin en yaygın kullanım alanı da PVC doğramalar.
Ahşap yerine doğru bir PVC uygulaması sayesinde bir bina % 30 daha az enerji tüketiyor. Bu daha az yakıt tüketimi ve dolayısıyla atmosfere daha az karbondioksit salınımı demek. Binalarda kalıcı ve sağlam çözümler sağlayan plastik, diğer malzemeler gibi zamanla kolay kolay aşınıp bozulmuyor. Altyapıda döşenen plastik kablo ve boruların ömrü 50 yıla kadar varıyor.
Plastiklerle yapılan yalıtım sayesinde, 1970’lerden beri Avrupa’da 5 milyar galon akaryakıta eşit miktarda enerji tasarrufu sağlandı. Yapılan diğer bazı araştırma sonuçları ise:
Otomobillerde kullanılan her 100 kg.lık plastik parça, her yıl Avrupa’da yakıt tüketimini 12 milyon ton, karbondioksit salınımını yılda 30 milyon ton azaltır.
Plastikler evlerimizde de yakıt tüketimini ve karbondioksit salınımını azaltır. Plastikler yenilikçi kullanımları sayesinde yakıt tüketimini metrekare başına 3 litreye düşürür. Bir evin metrekare başına yakıt tüketimi ise ortalama 20 litredir. Bir evin yalıtımında kullanılan 50 kg. Lık plastik malzeme, ısınma amaçlı kullanılan yakıttan 150 litre/yıl tasarruf sağlar.
Plastikler atık olmak için fazla değerlidir. Kullanımlarını tamamladıktan sonra geri dönüştürülebilir ya da alternatif yakıt olarak kullanılabilir. Plastikler ısı değeri kömürle neredeyse eşittir ve daha az karbondioksit açığa çıkarır. Kullanılmış bir plastik poşetin sahip olduğu enerjinin, bir odayı 60w ampulle 10 dakika boyunca aydınlatmaya yeterli olabileceğini biliyor muydunuz?
Dünyada içilebilir sudan mahrum 1 milyarın üzerinde insan var. Plastikler sayesinde su, güvenilir ve sağlıklı bir şekilde onlara ulaştırılabiliniyor.
Kaynakları korurken aynı zamanda teknolojinin ihtiyaçlarını karşılamak sözkonusu olduğundan plastiğin yerini alabilecek bir başka materyal yok.
Avrupa’da ambalajların %17’si, tüm tüketim malzemelerinin ambalajlarının %50’si plastiktir. Plastik olmasaydı ambalaj ağırlığı dört katına, üretim masrafı ve enerji tüketimi iki katına çıkardı ve atık hacmi %150 artardı.
Plastikler hayatımızı daha güvenilir kılar: Hava yastıkları, emniyet kemerleri, bebek koltukları, motosiklet kaskları, tıp gereçlerinin yaygın üretimi plastikler sayesinde mümkündür.
Türk Plastik Sektörü
Pazar Potansiyeli
Yurtiçi talep, gelişmiş ülkeler ve dünya ortalamasının üzerinde artış göstermektedir. Genç nüfus ve henüz doyum noktasına ulaşmamış pazarıyla geleceğe yönelik potansiyel talebi yüksektir. Halen 50 kg olan kişi başına düşen plastik tüketimi dünya ortalamasının çok altındadır. Plastik sektörü yükselme trendinde olan ve katma değeri büyük olan sektörlere ara malzeme üretmektedir. Türkiye bu sektörlerde önemli bir üretim ve ihracat üssü olma yolundadır.
Türkiye’nin Jeopolitik Konumu ve Hammadde
Mevcut ve planlanan doğalgaz ve ham petrol hattı projeleri ile enerji terminali olmayı hedefleyen Türkiye, Ortadoğu bölgesindeki devreye giren yeni ve dev ölçekli pazarlar arasında köprü konumundadır. Türkiye’nin Avrupa pazarlarına yakınlığı, JIT (zamanında) teslimat, servis gibi konularda plastik üreticilerine avantaj sağlamaktadır. Plastik hammadde üretimini yönlendiren PETKİM, rafineri ile bitişik olması, demiryolu, karayolu ve denizyolu bağlantıları ve sahip olduğu alan dikkate alınarak kapasite arttırıcı yatırımları açısından gelişme potansiyeline sahiptir.
İşgücü
Özellikle Avrupa ülkelerine göre ucuz işgücü maliyetleri ve uzun çalışma sürelerini kabul edebilen, genç, dinamik, iyi eğitim görmüş ve istekli kalifiye insan gücü potansiyeli mevcuttur.
SEKTÖRÜN ZAYIF YÖNLERİ
Hammadde
Türkiye, petrol ve doğalgaz gibi temel hammadde kaynakları açısından yetersizdir. Bu nedenle plastik hammadde ihtiyacının büyük bölümü ithalatla karşılanmaktadır. Hammadde arz yetersizliği sektörde yeni yatırımlar açısından dezavantaj doğurmaktadır. Rafineri – Petrokimya entagrasyonunun sağlanamaması nedeniyle katma değeri yüksek plastik üretimi için yeterli hammaddenin üretimine olanak vermektedir. PETKİM’in özelleştirilmesi gecikmiş ve plastik hammadde üretimi için yeterli yatırımlar yapılmamıştır. Üretim maliyetinin büyük bölümünü oluşturan hammadde de ithalata bağımlılık.
Teknoloji
Türkiye’de teknoloji üretiminin olmaması ve çoğu KOBİ düzeyindeki firmaların finansal yetersizlikleri nedeniyle AR-GE faaliyetlerinin yetersizliği rekabetçi üretim olanaklarını kısıtlamaktadır. Endüstriyel tasarım, patent ve uluslararası standartlara yeteri kadar uyum sağlanamamaktadır. AR-GE kültürü ve AR-GE’ye ayrılan finansman yetersiz olup, AR-GE için yetişmiş insan gücü azdır.
Altyapı ve Kayıtsızlık
Sektörde birçok sanayi kolunda olduğu gibi, kayıtdışılık mevcut olup, bu durum kayıt içi firmaların rekabetçi üretim olanaklarını kısıtlamıştır. Firmalar arası iletişim ve tanıtımın yetersiz olması nedeniyle, AR-GE, lisan ve danışmanlık gibi firmaların tek başına üstesinden gelemeyeceği hizmetlerde işbirliği kurulmakta, kaynaklar israf edilmektedir. Eğitim ve sanayi kültürü yetersizdir. Piyasa denetimi yeterince sağlanamamaktadır. Sermaye birikimini teknolojik yatırımlar açısından yetersizdir. Mevzuat hazırlanması konusunda sektör bürokrasi işbilirliği yeterince sağlanamamıştır.
Sektörün Durumu, Gelişme ve Beklentiler
2006 yılında PETKİM tarafından 611.000 ton hammadde üretilmiş ve plastik hammadde üretimi 2005’e oranla Alçak Yoğunluklu Polietilen’de %41, PVC’de %1, PP’de %115, Yüksek Yoğunluklu Polietilen’de ise %23 olmakta birlikte toplamda %35 artış göstermiştir.
İthalat
2006 yılının 10 ayında; 2.921.000 ton plastik hammaddesi ve 430.000 tonda plastik mamül üthaltı yapılmış olup, plastik ithalatı 3.351.000 ton olarak gerçekleşmiştir. 2006 yılı sonu itibariyle plastik hammadde ithalatının 3,5 milyon ton, plastik mamül ithalatının da 516.000 ton olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. 2006 yılında sektörde toplam ithalat ton bazında %17, dolar bazında %15 artış göstermektedir.
2006 yılında Türkiye plastik hammadde ithalatınıa 5,3 milyar dolar, plastik mamül ithalatına da 1,4 milyar dolar olmak üzere toplam 6,7 milyar dolar döviz ödemiştir. 2006 yılında HIPS, EPS, PVC ithalatı %20’nin üzerinde artarak, ithalatı en fazla artan plastik hammaddeler içinde yer almıştır. LDPE ithalatı ise 2005’e oranla %9 azalmıştır.
Türkiye toplam plastik hammadde ithatının, 2005 yılında %48’ini, 2006 yılında da %49’u nu 10 ülkeden yapmıştır. Çin, plastik hammadde ithalatımızda 2005’te 28. sırada yer alırken, 2006 yılında 6. sıraya yükselmiştir.
Hammadde Arzı
2006 yılında plastik hammadde arzı yaklaşık 4,1 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Sektörde, hammadde ihtiyacını karşılamada dışa bağımlılık önemini korumaktadır. Toplam hammadde arzının %15’i yerli üretimle karşılanırken, %85 olarak gerçekleşmiştir. Yerli üretimi bulunmaması nedeniyle ABS, APS, GPPS, HIPS, LLDPE hammaddeleri ithal edilmektedir. İthalatın payı, yerli üretilen;
LDPE’de %36 , PVC’de %82 , PP’de %90 , HDPE’de % 81 düzeyindedir.
İhracat
2006 yılında ihracat 285.000 tonu plastik hammadde ve 716.000 ton da mamül olmak üzere toplam 1.001.000 ton olarak gerçekleşmiştir. Ton bazında plastik hammadde ihracatı %61, plastik mamül ihracatı ise %15’te artmış ve sektörün toplam ihracatı 2005 yılına oranla %25 artmıştır.
Plastik sektörünün ihracatı 2006’da toplam 2 milyar 145 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Toplam ihracat 2005’e oranla % 25 artış göstermiştir.
2006’da plastik mamül ihracatının en fazla gerçekleştiği ülkeleri sırasıyla Rusya, Romanya, Ukrayna, Almanya, İngiltere, Irak, Kazakistan, Bulgaristan, Fransa ve Azerbeycan oluşturmuştur. Bu ülkelere yapılan ihracat toplam ihracatın %74’ünü oluşturmuş, geriye kalan % 26’lık pay ise 82 ülke arasında paylaşılmıştır.
2014 Hedefleri
PlasticsEurope istatistiklerine göre AB ülkeleri içinde plastik işleme kapasitesi 3 milyon tonu aşan 7 ülke mevcut durumda olup, Türkiye 2005 yılında 3,7 milyon tonluk işleme kapasitesi ile İspanya’dan sonra 6. sırada yer almaktadır. Türkiye, 2006 yılında ulaştığı 4,3 milyon tonluk işleme kapasitesi ile AB ülkeri içinde plastik işleme kapasitesi ile 6. sıradaki yerini korumuştur.
Ancak ileriye yönelik tahminler, Türkiye dışındaki ülkelerde plastik üretim artış hızının %2,4 - %5 arasında gerçekleşeceğini göstermektedir.
PlasticsEurope’un üretim artul tahminleri ile Türk okastik sektörünün tıllık %15 büyüme hedefi baz alınarak yapılan “Plastik İşleme Kapasitesi Tahminleri” 2014 yılında Türk plastik sektörünün, Almanya ile birlikte ve 13 milyon / ton yıl işleme kapasitesine sahip olabileceğini göstermektedir.
AB ülkeleri ve Türkiye’nin plastik üretim artış hızı baz alınarak yapılan tahminler, Türkiye’nin 2007 yılında İngiltere ile aynı düzeyde işleme kapasitesine sahip olarak 5. , 2008 yılında Fransa’dan sonra 4. , 2009 yılında İtalya’dan sonra 3. 2013 yılında Almanya’dan sonra 2. ve 2014’te Almanya ile birlikte AB’nin en büyük plastik işleme kapasitesine sahip olabileceğini göstermektedir.
Sonuç
Ülkemizde tek petrokimya tesisi olarak PETKİM’in üretim kapasitesi yurtiçi talebi karşılamadığından, 2006 yılında toplam plastik hammadde talebinin %85’i ithalatla karşılanmıştır. Yerli üretimin yurtiçi talebi karşılamadığı için ithal edilen termoplastiklere 2006 yılında 5,3 milyar dolar döviz ödenmiş olup, bu miktar 2005 yılına kıyasla %19 artmıştır. Plastik sektörünün işleme kapasitesi 2006 yılında da geçmiş yıllarda olduğu gibi, %15 büyüme göstermiştir. Plastk sektörünün 9. - 7 Yıllık Kalkınma Planı için temel vizyonu; “2013 yılında Türk Plastik Sektörünü, işleme kapasitesi lie AB ülkeleri içinde 3, sektör konumuna yükseltmek” şeklinde belirlenmiş olmasına rağmen, yıllık %15 büyüme hızının sürdürülebilmesi halinde 9. – 7 Yıllık Plan Dönemi sonunda Türk Plastik sektörünün AB ülkeleri içinde Almanya ile birlikte en büyük plastik işleme kapasitesine sahip olacağı tahmin edilmektedir. Bu büyüme hızı dikkate alınarak, Türk plastik sektörünün temel stratejik amaç politikaları şu şekilde belirlenmelidir;
- Makroekonomide hızlı ve istikrarlı bir büyüme ile düşük ve öngörülebilir enflasyon ile reel faiz oranlarının, ihracatı teşvik eden, ithalatı özendirmeyen ılımlı döbiz kuru dalhalanmalarının ve yeterli yatırım teşviklerinin sağlanması,
- Sektörün hammadde ihtiyacını karşılanması için yeni petrokimya tesislerine yatırım yapılması,
- PETKİM’in özelleştirilmesinde hammadde yatırımlarının ön planda tutulması,
- Yeni petrokimya tesisleri ile üretim kapasitesi artışı ve ürün yelpazesinin arttırılmalı,
- Yeni petrokimya yatırımları yapılana kadar, ithal hammaddeye ek koruma vergisi getirilmemeli,
- Sektör için gerekli eleman ihtiyacını karşılamada eğitime önem ve destek verilmesi,
- Katma değeri yüksek mamüller üretmek ve ihraç etmek için AR-GE ve ÜR-GE yatırımlarına önem verilmeli,
- Otomotiv, savunma ve gemi inşa sektörlerinde kompozit kullanımının yaygınlaştırılması,
- Kayıtdışı ekonominin önüne geçilerek, haksız rekabet kaldırılmalı,
- Geridönüşüm prosesi için uygulamalı projelere teşvik edilmeli ve desteklenmelidir.
Plastik sektörü, doğrudan yabancı sermaye yatırımları için potansiyel bir sanayi koludur. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının yapılması gereken başlıca alanlar aşağıdaki şekilde belirlenebilir:
- Hammadde ihtiyacının karşılanması için yeni petrokimya tesisleri,
- Dış ticaret açığı veren ürünlerin, yerli üretim ile döviz kaybının önlenmesini sağlamak,
- Plastik geridönüşüm alt yapı yatırımları,
- Büyüme hızı gerileyen AB ülkelerindeki plastik mamül üretim tesislerinin Türkiye’ye kaydırılması
Genel Kavramlarıyla Plastik
Plastik endüstrisi son 25 yılda büyük bir hızla gelişmiş olgunluğa erişmiştir. İnsan hayatının vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş, otomotiv, havacılık, yapı, elektrik, elektronik, tekstil, ambalaj sektörlerinde çelik, metal, demir gibi malzemelerin yerini almıştır.
Plastik sanayisinin birebir ilgili olduğu diğer sektör ve akademik bilim dalları; Kimya, kimya mühendisliği, malzeme mühendisliği, makina mühendisliği ve endüstri mühendisliğidir.
Plastik malzemelerin diğer malzemere göre tercih edilmesinin sebepleri:
- Özelliklerinin ve çeşitliliklerinin kolaylıkla değiştirilebilmesinde sınırsız olanak,
- Üretiminin ucuz olması,
- Hafif olmalarından dolayı taşıma kolaylığı
Plastiklerin Yapıları
Plastik ürünleri üretirken kullandığımız hammaddenin terminolojideki kullanılışı polimerdir. Polimer kelimesi, Latince’den gelen ‘poly’ (çok) ve ‘mer’ (molekül) anlamına gelen kelimelerin birleşiminden oluşan molekül zinciridir.
Polimerleri sade olarak veya üreteceğimiz üründe istenilen özellliklerini (mukavemet, renklendirme, darbe dayanımı vs..) değiştirmek üzere katkılar da ekleyerek, ürettiğimiz son ürüne plastik adını vermekteyiz.
Plastiklerin Sınıflandırılması
1- Termosetler ve Elastomerler
2- Termoplastikler [ Amorf T.P. – Yarıkristal T.P. – Sıvı Kristalli T.P. ]
3- Termoplastik Elastomerler
Sık Kullanılan Polimerlerden Bazıları
ABS – Akrilonitril Bütadien Stiren
PS – Polistiren
PC - Polikarbon
SAN – Stiren Akrilonitril
PMMA – Polimetil metakrilat
PVC – Polivinil Klorür
PPO – Polifenilen Oksit
POM – Polioksi metilen
PA [6 - 6.6 ] Poliamid
PP - Polipropilen
PBT – Polibütadien Tereftalat
PE - Polietilen